Adam hem birini bekliyor hem de birini bekletiyor gibiydi.
Kolundaki saati 20'şer saniye aralıklarla sinirli sinirli her kontrol edişinde sigarasından derin bir nefes daha çekiyor, sonra elini cebine atıp telefonun çıkaracak oluyor ve hemen sonra vazgeçip yine saatine kitleniyordu.
Arkasına baksa... oturduğu bankın arkasına, Arçelik ve Bosch Bayii'nin dükkanın önüne attıkları taburelere oturmuş dertsiz tasasız tavla oynadıklarını ve yarım saattir tek müşterinin bile gelmemesinden oldukça mutlu olduklarını görebilirdi.
Yukarı baksa güneye giden bir uçakla kuzeye giden bir uçağın havada bulutları yararak oluşturdukları eğri çarpı işaretini fark edebilir ve bu ona çocukluğundaki çizgifilmlerden birinde gördüğü "buraya girilmez" işaretini hatırlatabilirdi.
Sağa baksa, ağaca yaslanmış olan bir kızın elindeki mektubu yüzünde merakla şaşkınlığın karıştığı bir ifadeyle okuduğunu ve dudaklarının kenarlarının az sonra ağlamaya başlayacakmış gibi büzüldüğünü görebilirdi. Ve hatta çok gayret ederse, başı aşağı doğru uzanmış olan mektubun ilk birkaç satırını bile okuyabilirdi:
".............
Burası bugün istemeden gelin olan bir kızın hıçkırığı gibi sessiz ve ben hala kitabıma bir isim bulamadım. Aklımda hep Cansever'in mavi kitabındaki isim: "Onlar, O Hiçbir Şeyden Yapılmamış Adamlar/ Üşümüş, Yorgun ve Bütün Gün Adres Soranlar". Birgün böyle bir cümle yazabilecek miyim dersin?........."
Ve sola baksa bakkalın önüne yanaşmış kamyonun içinde duran bir adamın, her biri en az 7 kilo olan karpuzları aşağıdakine, aşağıdakinin de bakkalın önünde bekleyen üçüncü birine, elden ele ve ustalıkla nasıl aktardıklarını, bu sırada bir karpuzun bile ziyan olmadan nasıl bakkalın önüne yığıldığını ve üç adamın aynı anda bakkal sahibiyle karpuzların kilosunun kaça olduğu üzerine küfürlü ama keyifli bir sohbet yürüttüklerini de görebilirdi.
Ama o, yani ne sağa ne sola ne yukarıya ne aşağıya bakan adam, saat tam 6.05'te karşıya baktı. Bir kadın, kırmızı topuklu pabuçlarıyla hızlı hızlı yürüyordu karşı kaldırımda. Çantasına yapışmış ve kafasını önüne eğmiş... Güzelce.
"Leylaaa" diye bağırdı adam.
Kadın yürümeye devam etti.
"Leylaaaa" diye koştu adam arkasından....
Kadın yürümeye devam etti.
Belli ki durmayacaktı Leyla. Belli ki hep koşacaktı adam.

