
Ben Nurten. Falcılar Birliği Olağan Toplantısı'na ilk kez katılıyorum. Doğrusu arkadaşım, falcıların falcısı Esma bana bu toplantıdan bahsettiğinde burada toplanıp ne konuşacağımıza anlam verememiştim. Yaptığımız işin zor taraflarını mı tartışacağız? Telvede keşfedilmiş yeni şekiller mi tanıtılacak? Tarot falı için alt fiyat mı belirlenecek? Yalancı, hilekar ve düzenbazlarla baş etme yolları mı öğretilecek? Ki biliyorsunuz artık o kadar çok sahte falcı türedi ki ve insanların dertleri o kadar benzer ki yoldan geçen birini bile çevirseniz fincana bakıp temiz kağıdın var, anahtar var, ev var kuş var fil var, gemi: yolculuktur bu, nazar var boncuk boncuk gözler çıkımış ve üç uzun yolun var biri kapalı diyebilir. Evet, insanların dertleri çok benzer ve herkes kendini farklı zannediyor. Bazen çocukları okul kazanacak mı diye fal baktırmaya gelen göbekli, gıdıklı kadınlara kocalarının metresleri olduğunu, bu metresle çok mutlu olduklarını, kazançlarının üçte birini bu kadınların kirasına, kuaförüne kürküne takısına harcadıklarını söylememek için kendimi zor tutuyorum. Bazen de, allah affetsin, gudubet huysuz sinirli bir kadına mutlu bir haber verirken donuklaşıyorum. İstiyorum ki iyilere hep iyi haberler vereyim, olmuyor.
Sonra bir de bismillah diyip oturanlar var ki onların falında nedense hiç birşey göremem. Allah'ın işi midir nedir, geleceği öğrenme korkusuyla oturanların falı bulanık çıkar, zaten bir daha da gelmezler. Korku. Ben de korkardım eskiden. Fal bakan da baktıran da cehenneme gider denmiş. Hurafe midir bilinmez. Ama sonra düşündüm, bana bu yeteneği allah vermiş. Hem sonra kula da irade vermiş. Hem sonra ekmek parası. Hem sonra insanlara umut kapısı. Dedim.
Herneyse. Burada ne konuşacağız, ne yapacağız? Anlamadığım bir şekilde açılış konuşmasını benim yapmamı istediğiniz için bunu hala bilmiyorum. Bildiğim tek şey, karşımda türlü huylarda birçok falcının oturduğu. Üstünüzden başınızdan anladığım kadarıyla herbirimiz o kadar farklıyız ki. Örneğin siz, öndeki etekli hanım, uzun kırmızı ojeli tırnaklarınız, boynunuzdaki inci kolye ve mükemmel topuzunuzla bir falcıdan ziyade aç gözlü bir müşteriye benziyorsunuz. Siz, beşinci sıradaki gözlüklü bey, sokakta yanımdan geçseniz dönüp bakmayacağım kadar sıradansınız. Ya da siz yelekli hanım, saçınızın dağınıklığı, ellerinizin şişi, sırtınızın kamburu ile evinize gelen bir müşteriyi daha ilk bakışta korkudan bayıltabilirsiniz. İşte bu çeşitliliktir fallarımızı özgünleştiren.
Burada üç gün boyunca sizlerle birlikte olacak olmak bana şimdiden heyecan veriyor. Hepinize hoşgeldiniz diyorum. Hoşgeldiniz falcılar, gelecek görenler, el çizgisi okuyanlar, suda şekil çizenler, İzmir Kordan'da bakla atanlar, Tarot'ta ölüm görünce kartı ters kapatanlar! Hepiniz hoşgeldiniz.